İslam ilahiyatçısı ve sûfî şeyhi Yusuf Hemedânî’nin türbesi, “Eski Merv” Devlet Tarihî ve Kültürel Koruma Alanı içerisinde yer almakta olup Türkmenistan’ın en önemli tarihi anıtlarından biri olmaya devam etmektedir. Bu bilgi, IIC tarafından bildirilmektedir.
12. yüzyılda inşa edilen bu kompleks, Selçukluların tarihi mirasını, Doğu felsefesinin gelişimini ve Orta Çağ mimarisinin inceliğini bir araya getirmektedir. O dönemde “Maru-şahu cihan” (Dünyanın Şahı) olarak bilinen Merv, Ömer Hayyam gibi büyük âlimlerin faaliyet gösterdiği İslam dünyasının entelektüel merkezlerinden biri olmuştur.
Yusuf ibn Eyyûb el-Hemedânî, diğer adıyla Hoca Yusuf Baba, Bağdat’taki Nizamiye medresesinin seçkin fakihlerinden biri olarak başladığı ilmî yolculuğunu, bir manevî rehber ve Hâcegân tasavvuf geleneğinin kurucusu olarak sürdürmüştür. Sosyal sorumluluğa dayanan ve gösterişten uzak bir maneviyat anlayışını benimseyen öğretileri, Orta Asya’nın kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.
1140 yılından sonra mezarı üzerine inşa edilen türbe, “Selçuklu Altın Çağı” mimarisinin önemli özelliklerini yansıtmaktadır. Kübik temelden kubbeye geçiş, bilginin yolunu — dünyevî olandan ilahî olana doğru yükselişi — sembolize etmektedir. Araştırmacılara göre, ilk kubbe muhtemelen çift katlıydı: iç kabuk akustiği sağlarken, dış kabuk bir yön belirleyici işlevi görmüş; iki katman arasındaki hava boşluğu ise iç mekânın sıcaklığını düzenlemiştir. Cepheler, tuğlaların farklı açılarla yerleştirilmesiyle ışık ve gölge oyunları oluşturan “hazarbaf” tekniğiyle süslenmiş; bu düzenleme hat sanatı ve bitkisel motiflerle tamamlanmıştır.
1221 yılında Cengiz Han’ın ordularının Merv’i tahrip etmesine rağmen türbe, sağlam duvar örgüsü ve mekânın kutsal statüsü sayesinde ayakta kalmıştır. Burası aynı zamanda bir ziyaret yeri olarak varlığını sürdürmüştür. Timurîler döneminde kompleks genişletilmiş; camiler ve misafirhaneler eklenmiştir.
Bugün Hoca Yusuf Baba Türbesi, hem bilim dünyası hem de inananlar için önemli bir merkez olmaya devam etmektedir: araştırmacılar için Selçuklu döneminin teknolojisi ve estetiği hakkında değerli bilgiler sunarken, müminler için dokuz yüzyılı aşkın süredir devam eden kesintisiz bir manevî geleneğin simgesi olmayı sürdürmektedir.