Büyük İpek Yolu, insanlık uygarlığının gelişiminde özel bir yere sahip olmuş; Doğu ile Batı’yı yalnızca ticari açıdan değil, aynı zamanda kültürlerin, bilimin ve manevi değerlerin karşılıklı etkileşimi yoluyla birbirine bağlayan tarihi bir güzergâh olmuştur. Binlerce yıl boyunca bu yol, dünya tarihinin yönünü belirleyen önemli bir ekonomik ve jeopolitik faktör olarak hizmet etmiştir. Büyük İpek Yolu’nun başlıca düğüm noktalarının günümüz Türkmenistan topraklarından geçmesi, ülkenin en eski dönemlerden itibaren uluslararası ilişkilerde oynadığı tarihi rolü teyit etmektedir.
Büyük İpek Yolu’nun ortaya çıkışı MÖ II. yüzyıla kadar uzanmakta olup, Çin’den başlayarak Orta Asya üzerinden Orta Doğu ve Avrupa’ya kadar uzanan çok işlevli bir güzergâhlar ağını kapsamaktadır. Bu yol, tek bir hat değil; ticaret ve iletişim açısından birbirine bağlı geniş bir ağ niteliğindeydi. Bu sistem aracılığıyla ipek, değerli taşlar, metaller, aromatik maddeler, tekstil ürünleri ile birlikte bilimsel ve kültürel kazanımlar bölgeler arasında taşınmıştır.
Türkmenistan toprakları içinde yer alan Merv, Nisa, Amul (günümüzde Türkmenabat) ve Köneürgenç gibi kadim şehirler, Büyük İpek Yolu’nun önemli merkezleri olarak öne çıkmıştır. Bu şehirler yalnızca ticaret merkezleri değil, aynı zamanda bilim, kültür ve zanaatkârlık alanlarında da önemli merkezler olarak işlev görmüştür. Bu merkezler aracılığıyla Doğu ile Batı arasındaki ekonomik ve kültürel bağlar güçlenmiştir.
Büyük İpek Yolu’nun önemi yalnızca ticari ilişkilerle sınırlı kalmamıştır. Farklı uygarlıklar arasında diyaloğun gelişmesine, halklar arasında karşılıklı anlayışın ve iş birliğinin pekişmesine katkı sağlamıştır. Dini öğretilerin, bilimsel fikirlerin ve mimari üslupların yayılması da bu güzergâh üzerinden gerçekleşmiştir. Bu yönüyle Büyük İpek Yolu, dünya tarihinde bütünleşme ve iş birliğinin tarihsel bir örneği olarak öne çıkmaktadır.
Türkmen halkının Milli Lideri, Türkmenistan Halk Maslahatı Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov’un “Türkmenistan — Büyük İpek Yolu’nun Kalbi” adlı eseri, bu tarihi mirasın modern çağda yeni bir içerikle nasıl sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır. Eserde, Türkmenistan’ın Büyük İpek Yolu üzerindeki tarihi rolü, kadim şehirlerin gelişimi, arkeolojik buluntular ve ülkenin uygarlıkların kesişim noktasındaki stratejik konumu ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Kitap, Büyük İpek Yolu’nun yalnızca geçmişin bir mirası değil, aynı zamanda günümüzde ekonomik kalkınma ve uluslararası iş birliği için sağlam bir temel olduğunu vurgulamaktadır.
Avrasya’nın stratejik bir kavşağında yer alan Türkmenistan, bölgenin önde gelen transit ve ulaştırma merkezlerinden biri olma konumunu istikrarlı biçimde güçlendirmektedir. Büyük İpek Yolu’nun canlandırılması fikri, günümüz koşullarında sürdürülebilir ve birbirine entegre ulaşım koridorlarının oluşturulmasını hedefleyen büyük ölçekli altyapı projeleriyle somut bir içerik kazanmaktadır. Ülkenin elverişli coğrafi konumu, ticari ve ekonomik ilişkilerin genişlemesine, yük taşımacılığının hızlanmasına ve Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa ülkeleri arasında çok taraflı iş birliğinin gelişmesine katkı sağlamaktadır.
Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov, XXI. yüzyılın yeni tarihi koşullarında dengeli ve ileri görüşlü bir dış politika çizgisi izleyerek, dünya ülkelerinin sürdürülebilir ve uyumlu kalkınma hedeflerine hizmet eden modern transit ve ulaştırma altyapısının geliştirilmesine yönelik uluslararası girişimleri istikrarlı bir şekilde gündeme getirmektedir. Bu girişimlerin kısa sürede hayata geçirilmesine özel önem verilmesi, Türkmenistan’ın ulaştırma alanında küresel iş birliğini güçlendirmeye yönelik stratejik yaklaşımını yansıtmaktadır.
Uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde büyük ölçekli bölgesel ulaştırma projelerinin hayata geçirilmesine aktif katılım, “Tarafsız Türkmenistan’ın Dış Politika Stratejisi Konsepti” ile “Türkmenistan Cumhurbaşkanının Ulaştırma Diplomasisinin Geliştirilmesi Programı”nda önemli bir yer tutmaktadır. Bu politikanın etkinliğinin somut göstergesi olarak, Türkmenistan’ın girişimiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ulaştırma ve transit koridorlarının rolüne, çok modlu taşımacılığın geliştirilmesine ve tüm ulaşım türleri arasındaki bağlantıların sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda güçlendirilmesine, pandemi sonrası dönemi de kapsayan bir dizi kararın kabul edilmesi ile Dünya Sürdürülebilir Ulaşım Günü’nün ilan edilmesi öne çıkmaktadır. Söz konusu kararlar, Türkmenistan’ın uluslararası alandaki yüksek itibarını ve ulaştırma diplomasisi alanındaki önemli başarılarını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu süreçte, Türkmenistan’ın da yer aldığı uluslararası transit ve ulaştırma koridorları önemli bir rol üstlenmektedir. Bunlar arasında “Afganistan–Türkmenistan–Azerbaycan–Gürcistan–Türkiye” çok modlu güzergâhı, Hazar Denizi–Karadeniz hattı boyunca uzanan “Türkmenistan–Azerbaycan–Gürcistan–Romanya” uluslararası ulaştırma koridoru ile “Çin–Kırgızistan–Özbekistan–Türkmenistan–Azerbaycan–Gürcistan–Türkiye–Avrupa” çok taraflı çok modlu koridoru yer almaktadır. Bu güzergâhlar, bölgeler arası ulaştırma bağlantılarının genişletilmesine ve ülkenin transit potansiyelinin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır.
Bunun yanı sıra, “Özbekistan–Türkmenistan–İran–Umman” ve “Özbekistan–Türkmenistan–İran–Türkiye” ulaştırma-transit koridor projeleri ile “Kazakistan–Türkmenistan–İran” uluslararası demiryolu hattı stratejik açıdan büyük önem taşımaktadır. Söz konusu projeler, Orta Asya’nın Basra Körfezi limanlarına erişimini sağlamakta ve bölgeyi küresel pazarlarla güvenilir biçimde buluşturmaktadır. Bu girişimlerin tutarlı şekilde hayata geçirilmesi ve Birleşmiş Milletler düzeyinde uluslararası kabul görmesi, Türkmenistan’ın modern uluslararası taşımacılık sisteminin şekillendirilmesindeki artan rolünü açıkça teyit etmektedir.
Ekonomik açıdan bakıldığında, uluslararası transit potansiyelinin artması Türkmenistan’ın ihracat olanaklarını genişletmekte, yeni istihdam alanları yaratmakta ve ekonominin çeşitlendirilmesini teşvik etmektedir. Genel olarak Büyük İpek Yolu, Türkmenistan’ın yalnızca tarihi geçmişinin bir parçası değil, aynı zamanda ülkenin çağdaş kalkınma stratejisinin temel sütunlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bu tarihi ticaret yolunun deneyimi, modern bir ulaştırma ve lojistik sisteminin oluşturulması için sağlam bir temel oluşturmaktadır.