Köneürgenç — Türkmen halkının yüzyıllara dayanan tarihinin ve dünya kültürünün paha biçilmez bir hazinesi

Köneürgenç — Türkmen halkının yüzyıllara dayanan tarihinin ve dünya kültürünün paha biçilmez bir hazinesi
17 01.02.2026

Türkmen halkı, tarih sahnesinde çok eski dönemlerden itibaren derin izler bırakmış kadim milletlerden biridir. Orta Çağlar boyunca Türkmenler, yalnızca ata yurtlarında değil; Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika’nın çeşitli bölgelerinde devletler, hanlıklar, beylikler ve atabeylikler kurarak bu coğrafyaların siyasal, ekonomik ve kültürel yaşamında önemli roller üstlenmişlerdir. Bu tarihsel süreçte Köneürgenç Türkmen Devleti, yalnızca bölgesel düzeyde değil, aynı zamanda Güney ve Orta Asya’nın kültürel, ekonomik ve siyasal hayatı üzerinde de belirleyici etki yaratmış başlıca merkezlerden biri olmuştur.

Köneürgenç, Türkmenistan’ın kuzeyinde, Daşoğuz vilayeti sınırları içerisinde, Amuderya Nehri’nin eski yatağı çevresinde yer almakta olup, antik şehircilik geleneği ile tarihi ve mimari anıtların yoğunlaştığı özgün bir merkez niteliği taşımaktadır. Köneürgenç (Harezmşahlar) Türkmen Devleti, Büyük Selçuklu Türkmen İmparatorluğu’nun zayıflamasının ardından tarih sahnesine çıkmıştır. XIII. yüzyıla kadar Harezmşahlar Devleti’nin başkenti olan şehir, kuruluşu VIII–IX. yüzyıllara dayansa da en geniş yayılımını ve en parlak gelişimini XI–XVI. yüzyıllar arasında yaşamıştır. Sultan Melikşah döneminden itibaren güçlenen bu merkez, ticaret ve kültürel etkileşim açısından önemli bir odak noktası hâline gelmiştir.

X. yüzyıldan itibaren Ürgenç ve Kiçiürgenç gibi şehirlerden geçen kervan yolları üzerinde bulunması, Köneürgenç’i Asya ile Batı Avrupa arasında önemli bir ticaret merkezi konumuna yükseltmiştir. Burada pamuk, dokuma ürünleri, yün, değerli taşlar ve metal ürünler üretilerek uluslararası pazarlara sunulmuştur. Büyük İpek Yolu’nun başlıca kavşaklarından birinde yer alması, şehrin ekonomik potansiyelini daha da artırmıştır.

Köneürgenç, Türkmen halkının ve tüm insanlığın eşsiz kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası olup, İslam mimarisinin nadide örneklerini bünyesinde barındıran kadim bir şehirdir. Kubbe ile örtülü türbeleri, medreseleri ve mimari yapıların uyumlu düzeni, yüksek bir estetik ve sanatsal düzeyi yansıtmaktadır. Orta Çağlarda büyük bir bilim, kültür ve ekonomi merkezi olarak tanınan Köneürgenç, “İslam’ın kalbi” olarak anılmıştır. Şehir, tarihinde hem parlak yükselişlere hem de ağır yıkımlara tanıklık etmiş; ancak mimari eserleri aracılığıyla eşsiz bir sanat mirası olarak günümüze ulaşmıştır.

Köneürgenç Türkmen Devleti’nde kültür ve sanat özel bir yere sahip olmuştur. Tarihi kaynaklarda şehir halkının misafirperverliği, çalışkanlığı, cesareti ve toplumsal hayattaki aktifliği özellikle vurgulanmaktadır. XIV. yüzyılda Ürgenç, Altın Orda ile kurduğu iş birliği sayesinde kültürel ve ekonomik açıdan daha da gelişmiş; medreseler, kütüphaneler ve bilim merkezleri oluşturulmuştur. Mamuniler Sarayının âlimlerin toplandığı bir merkez olarak “Akademi” adıyla anılması, bunun açık bir göstergesidir.

Köneürgenç’teki mimari sanat, gelişmiş inşaat teknikleri ve yüksek estetik anlayışıyla öne çıkmıştır. XIII–XIV. yüzyıllarda inşa edilen kubbeli türbeler ve medreselerde özgün mimari çözümler yaygın olarak kullanılmıştır. Sultan Tekiş Türbesi, çadır biçimli kubbesi, kare planı ve geometrik süslemeleriyle özellikle dikkat çekmektedir. Kubbenin iç yapısındaki kaburgalar, tuğlaların uyumlu dizilişi ve dış cephede kullanılan mavi sırlı tuğlalar, dönemin mimarlık sanatının ulaştığı yüksek seviyeyi göstermektedir. Bu dönemde mimarlık, yalnızca bir inşa faaliyeti değil; aynı zamanda dini, sosyal ve estetik açıdan toplumu birleştiren önemli bir sanat dalı olarak işlev görmüştür.

Dini ve manevi miras da Köneürgenç Türkmen Devleti’nde özel bir öneme sahip olmuştur. Sultan Ali ve Necmeddin Kübra türbeleri, tasavvuf, eğitim ve dini sanatın önemli merkezleri olarak tanınmıştır. Bu yapılar yalnızca mezar olarak değil; geometrik süslemeleri, bezeme sanatları ve kubbeli mimarisiyle bütüncül kültürel ve manevi merkezler şeklinde tasarlanmıştır. Şehrin su yönetim sistemi, pazarları ve kervan yollarıyla kurduğu uyum, Köneürgenç’i ticari, kültürel ve siyasal açıdan stratejik bir merkez hâline getirmiştir.

Köneürgenç, 2005 yılında UNESCO Dünya Kültürel Miras Listesi’ne dâhil edilmiştir. Bu kadim şehir, yalnızca geçmişin tarihi bir merkezi olarak değil; günümüzde de Türkmenistan’ın kültürel, siyasal ve turistik açıdan önemli sembollerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Günümüze ulaşan mimari anıtlar ve kervan yolları, Köneürgenç’in Büyük İpek Yolu’nun kalbi olarak dünya çapında tanıtılmasına hizmet etmektedir.

Bunun yanı sıra, Ekim 2015’te Astrahan’da gerçekleştirilen Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında, Türkmenistan’da bulunan Daşoğuz şehri 2016 yılı için BDT’nin “Kültür başkenti” ilan edilmiştir. Bu karar doğrultusunda Türkmenistan’da “Topluluğun Kültür Başkentleri” programı hayata geçirilmiştir. Program, BDT ülkeleri arasındaki kültürel ilişkileri güçlendirmeyi, iş birliğini genişletmeyi ve ülkeler arasındaki ekonomik ve siyasal ilişkiler için elverişli koşullar oluşturmayı amaçlamaktadır.

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov ile Türkmen halkının Milli Lideri, Kahraman Arkadağ Gurbanguli Berdimuhamedov’un liderliğinde, ülkede tarihi ve kültürel mirasın korunması, incelenmesi ve dünya çapında tanıtılması devlet politikasının öncelikli yönlerinden biri olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, Köneürgenç gibi dünya çapında öneme sahip tarihi merkezlerde mimari anıtların restorasyonu, bilimsel araştırmaların yürütülmesi ve bunların uluslararası düzeyde tanıtılması yönünde sistemli çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Devlet tarafından hayata geçirilen bu faaliyetler, ulusal mirasın korunmasını sağlamakla kalmayıp, onun evrensel kültür içindeki yerini daha da güçlendirmektedir.

Sonuç olarak, Köneürgenç Türkmen Devleti’nin tarihi, yalnızca kadim bir devletin geçmişi olarak değil; aynı zamanda Orta Asya’nın kültürel, sanatsal ve mimari mirasına büyük katkılar sunmuş önemli bir merkez olarak tarihe geçmiştir. El-Biruni ve İbn Sina gibi büyük alimlerin bilimsel geleneğini yaşatan bu kutsal topraklar, özgün mimarisi, ekonomik potansiyeli ve Büyük İpek Yolu ile bağlantılı tarihi rolü sayesinde günümüzde de uluslararası araştırmacıların ve turistlerin ilgisini çekmeye devam etmektedir.